Gülen nar, bağı bahceyi de güldürür;
Erlerle sohbet seni de erlere katar.
Katı taş olsan, mermer kesilsen bile bir gönül sahibine ulaştın mı inci olursun.


Tanrı, bize yardım etmek dilerse gönlümüze, ağlayıp inleme isteğini verir.
Ne mutlu gözdür o göz ki O'nun için ağlar;
Ne kutlu gönüldür ki O'nun için yanar-kavrulur.
Her ağlamanın sonu gülmektir;
Sonu gören kişi mutlu bir kuldur.
Nerde akarsu varsa orada yeşillik vardır;
Nerde akan gözyası varsa oraya Rahmet gelir.


İnleyen dolap gibi gözlerinden yaşlar saç da can alanında yeşillikler bitsin. Ağlamak istiyorsan gözyaşı dökenlere acı;
Acınmak isitiyorsan sen de acı aşıklara.


Gam gördün mü bağışlanma dile;
Çünkü gam, yaptıgı işi yaratıcısının buyruğuyla yapar.
Tanrı isterse gamın ta kendisi neşe olur;
Ayak bağının ta kendisi hürlük kesilir.
Ey oğul, gözünü açarsan yumuşaklık suyunun da Tanrı buyruğuyla varolduğunu görürsün, öfke ateşinin de.

Bu dünya zindandır;
Biz de dünyadaki mahpuslarız
Del zindanı kurtar kendini.


Geminin içindeki su, gemiyi batırır;
Gemi altındaki suysa gemiye arka olur.
Malı-mülkü gönlünden sürmüştü de
Bu yüzden Süleyman, ancak yoksul adını takınmıştı.
Ağzı kapalı testi, uçsuz-bucaksız denizin üstünde
Hava dolu bir gönülle yüzer-gider.
İçte yoksulluk havası oldu mu,
İnsan, dünya denizinin üstünde eğleşir.