"Benim Cici Silahım", "Fahrenheit 9/11" ve "Hasta"’nın ardından muhalif belgeselci Michael Moore, "Kapitalizm: Bir Aşk Hikâyesi" adlı filminde, meslek yaşamı boyunca izini sürdüğü "kapitalizm”i mizahi bir dille mercek altına alıyor. Film, 2009 yılının Eylül ayında dünya prömiyeri yaptığı Venedik Film Festivali’nin Gençlik Jürisinin seçimiyle Altın Aslancık ödülünün sahibi oldu."Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi" hem mizah hem de öfke barındıran bir yaklaşımla tabu haline gelen soruyu irdeliyor: Amerika'nın kapitalizme duyduğu aşk karşılığında ödediği bedel nedir? Yıllar önce, bu aşk çok masumane gözüküyordu. Ama günümüzdeyse, aileler bu bedeli işleriyle, evleriyle ve birikimleriyle ödemeye devam ettikçe, Amerikan Rüyası daha çok bir kabus gibi görünüyor. Moore, izleyicilerini hayatları tepe taklak olan, sıradan insanların evlerine götürüyor ve bu duruma yönelik açıklamaları Washington'da ve başka yerlerde arıyor. Elde ettiği bulgular ise zıvanadan çıkmış bir aşk macerasının belirtileriyle tamamen aynı: Yalanlar, istismar, ihanet... ve her gün işini kaybeden 14.000 insan.
"Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi" hem Moore'un önceki eserlerinin devamı, hem de daha umut dolu bir geleceğin nasıl bir şeye benzeyebileceğine dair bir bakış. Bu belgesel, Michael Moore'un şöhretle dolu sinemacılık kariyeri boyunca ileri sürdüğü sorunun yanıtına yönelik nihai bir arayış: Biz kimiz ve neden şu anda davrandığımız şekilde davranıyoruz?




[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]