Sel selliğini yapmaya,
Gürleyip akmaya başladı mı
Başından kes seli;
Yoksa her yanı rezil eder, yıkar gider.
Fakat yıkılacakmış alem,
Varsın yıkılsın, gam yemem ben;
Yıkık yerin altında padişahın definesi bulunur.
Tanrı'ya batmış kişi,
Daha da fazla batmak ister;
Can denizinin dalgası gibi alt-üst olmayı diler.
Denizin dibi mi daha hoş gelir ona, üstü mü,
O'nun oku mu daha güzeldir, kalkanı mı?
A gönül, neş'eyi beladan ayırd edersen, vesvese tarafından paralanmıs olursun.
Dileğine erişmekte şeker tadı bile olsa değil mi ki sevgili, dilekten vazgeçmeni istiyor; vazgeç dilekten.
A dost, aşıkların yaşayışı ölmektedir; gönül vermedikçe gönlü bulamazsın sen.

Ten gözü görebilir mi; gamlanman, gülmen hayale gelebilir mi?
Sen gamlanmaya, gülmeye bağlanmış gönüle,
Onu görmeye layık bir gönül deme.
Gama, gülüşe bağlı olan kişi, bu iki eğreti şeyle diridir.
O, sonu olmayan yemyeşil aşk bahçesinde, gamdan, neş'eden, başka ne de çok meyveler var.
Aşıklık bu iki halden de üstündür;
Baharsız, güzsüz yemyeşildir, teru tazedir.

Padişahın kulağı, gözü pencerededir;
Erkek olsun, kadın olsun, kimin canı neye çalışıyor,
Onu gözetleyip durur.

Dünyanın lütüflarda bulunması, yaltaklanması hoş bir lokmadır ama
Az ye o lokmayı;
Çünkü ateşlerle dolu bir lokmadır o.
Ateş gizlidir de tadı meydandadır;
Fakat dumanı işin sonunda belirir.