1) Seyir




Genelde, makamın lahni yapışı içinde veya icabında dizisii dışında yapılan icraya seyir (gezme, gezinme, yolculuk) diyoruz.

Türk musikisinde her makamın kendine özgü bir seyiri vardır. Makamlardaki bu seyirler ufak çapta değişiklik gösterseler bile makamın lahnî yapısının icabı olarak, genel seyir değişmez. Bu nitelik sebebiyle, seyirin makamların birbirinden ayrılarak tanınmalarına faydası vardır.

Makamlarımızdaki seyir istikametlerini üç ana hat üzerinde toplayabiliriz:

a) Çıkıcı seyir (said seyir): Çıkıcı makam,

b) inici seyir (nazil seyir): inici makam,

c) inici-çıkıcı seyir: inici-çıkıcı makam.

Her üç tür seyirde de, makam nereden başlamış olursa olsun, sonunda durak (karar) perdesine gelmek ve perdede karar vermek zorundadır.

Karar perdesine gelerek, makamı sona erdirmek zorunlu olduğu halde, makama hangi perdeden başlanacağı hakkında kesin bir kuralı, eski musikicilerimiz uygun görmemişlerdir. Ancak, makama girişte bir karışıklığa sebebiyet vermek istemeyen kudema, makamın çeşnisine göre, başlangıç perdelerini de, kesin olmamakla beraber, tespit etmişlerdir:

a) Eğer, makamda Çıkıcı bir seyir varsa -klâsik üsluba göre- durak perdesin" den başlanır ve tiz durağa doğru seyire devam olunur.

b) Eğer, makamda inici bir seyir varsa -yine klâsik üsluba göre- tiz durak perdesinden başlanır ve karar perdesine doğru seyir devam eder.

c) Eğer makamda inici-çıkıcı bir seyir varsa bu takdirde makama güçlü perdesinden başlanır ve inici-çıkıcı bir seyir (çıkıcı-inici de olmak üzere) uygulanarak karar perdesine varılır.

Bu seyir istikametlerini birer misal ile açıklayalım.

Çıkıcı seyire misal olarak Rast makamını alabiliriz.

Klâsik icra üslubuna göre Rast makamına Rast perdesinden girilir. Seyir devam eder, güçlü olan Nevâ perdesine gelinir, daha sonra tiz durak olan Gerdaniye perdesi tutulur. Ve icra bu şekilde devam ederek çıkıcı bir seyir takip edilmiş olunur.

İnici seyire misal olmak üzere Muhayyer Kürdî makamını misal olarak verebiliriz. Yine, klâsik icra üslubuna göre, makam tiz durak olan Muhayyer perdesinden başlar. Seyire devam olunur. Yalnız, seyir bu sefer çıkıcı değil güçlü ve karar perdesine doğru inici olur.

İnici-çıkıcı seyire misal olmak üzere Beyatî makamını verebiliriz. Beyatî -yine klâsik üsluba göre- güçlü perdesi olan Nevâdan başlar.

înici-çıkıcı bir seyir gösterdikten sonra karar perdesi olan Dügâha gelerek karar verir.




2) Çeşni




Çeşni, Türk musikisinde çok önemli olup, makamları tanıtma gücüne sahiptir. Her makamın bünyesinde bulunan melodik yapıların seyirleri ile bu seyirlerin hafızamızda hasıl ettiği intiba ve duyuş zevkine çeşni diyebiliriz.

Makamı bize anlatan, duyuran ve diğerlerinden ayırt edilmesini sağlayan bu kompozisyondur. Bu o kadar önemlidir ki, çeşniyi tam ifade edemeyen bir icracı veya lahne ve seyre (kompozisyona) çeşniyi gereği gibi yerleştiremeyen bir bestekar başarılı olamaz.

Dizileri birbirine benzemeyen, seyirleri değişik makamlarda çeşniyi anlayabilmek biraz daha kolay olur. Fakat, dizileri birbirlerine yakın, hatta aynı olan makamlarda durum değişir ve çeşniyi anlayabilmek zorlaşır. Bu konuyu bir misal ile açıklığa kavuşturalım:

Uşşak makamının dizişi ile oluşturulmuş ve ayrı ayrı isimler altında bilinen üç makamı ele alalım:

1) Uşşak

2) Beyatî

3) Hüzî

Her üç makamda bulunan dizi Uşşak makamının dizisidir. Bu dizi içinde birbirlerine yakın bir seyir gösterirler. Durakları, güçlü ve tiz durak perdelere müşterektir. O halde bu üç makamın birbirinden ayrılığını bulmak nasıl mümkün olacaktır?

İşte burada, çeşni faktörü rol oynamakta ve bize bir makamın diğerinden ayırt edebilme iktidarını vermektedir.

Pek tabii olarak, yukarıda açıkladığımız nitelikler, Türk musikisi terbiyesi almış, meşgul olmuş ve bilgisi bulunan kimseler için geçerlidir.

Tatbikatta (icrada) çeşni ile seyir kriterlerinin bazen birbirine karıştırıldığı, müteradif (eşanlamlı) kelimeler olarak kullanıldığı görülmektedir. Bilinçli bir ifadede bu ayırıma dikkat olunacağı tabiidir.



3)Geçki



Genelde, bir makamın icrası sırasında, eğer makamın dışında bir seyir gösterilmiyor ise, bu tür bir seyir (ister taksimde ister bestede olsun) geçkisiz bir icra olur. Çünki, o makamın sesleri içinde dolaşılmış ve yabancı bir ses veya melodik yapı kullanılmamıştır.

Ne var ki, icrakar veya bestekar bu sıkı bağlılıktan hoşlanmaz. Yaradılışı buna müsaade etmez. Değişik lahnî yapıların eserinde yer almalarını normal bir gereksinme ve sevgi içinde kullanmak ister. Bunun başlıca sebepleri şunlardır:

a) Eserin veya icranın durgunluğunu azaltmak ve gidermek,

b) Eseri veya icrayı aynı düzey devamlılığından ayırmak,

c) Eser veya icraya renk katmak, değişik atmosfer vermek ve daha alımlı olmasını ve güzelliğini sağlamak,

d) Değişik, daha olgun ve heyecan verici duyguları vermek,

e) Eserde ve icrada usul değişikliğini daha belirgin duruma getirmek,

Görülüyor ki, değişik lahnî yapıların, eser veya icrada yer almaları, gelişi güzel bir yerleşmenin dışında, özel amaçlar için yapılan değişimlerdir.

Bu açıklamalarımız ile, geçkinin tarifini rahatlıkla yapabilecek duruma gelmiş bulunuyoruz. Geçki, aynı amaca yönelik değişik cümlelerle ifade edilmiştir.

Arel geçki için "Bir makamın dizisindeki seslerden birinin ya hüviyeti yahut vazifesi değişirse, orada mutlaka bir makam değişikliği vardır" derken, Dr. Ezgi de "Muayyen bir makam ile icra olunan bir lahnin seyri sırasında başka bir makam yapmaya geçki denilir" diye tarif vermiştir.

Gerçekten, makamların seyirleri sırasında, bazan kendi melodik yapılarının dışına çıkarak, başka bir makamın melodik yapışma geçildiği, çoğu zaman görülen bir icra şeklidir. Biz bu icra şekline, diğer bir deyişle başka makama geçmeye veya makam değiştirmeye "geçki" diyoruz.

Bu tariflerden hareketle, geçkinin yapıldığını anlamak ve geçki yapmak için Hocam Arel şu şartların yer almasını öngörüyor:

a) Lahnî yapı içinde bir veya birden fazla sesin (perdenin) hüviyetinin değişmesi ile,

b) Bir lahnî yapı içinde, sesin görev (vazife) değişikliğine uğraması ile,

c) Lahnî yapı içinde sesin hem hüviyet, hem de vazife değişikliğine uğraması durumunda geçkinin yapıldığı görülür.1

Şimdi bu fıkralara biraz açıklık getirelim:

a) Bu fıkrada, geçkinin yapılması için, sesin hüviyetinin değiştirilmesi söz konusu olur. Arel, hüviyet sözcüğünü şöyle tarif ediyor:

"Hüviyet, bir makam içinde bir sesin (perdenin) bulunduğu mevkideki halidir. 2

Bu hal değişirse, yani hüviyetinde (oluşmasında) bir başkalık görülürse o zaman bir geçkiden söz edilir ve geçki yapıldığı anlaşılır.

Bu tür bir geçkiyi, meşhur bir örnekle açıklayalım:

Hacı Sadullah Ağa'nın "Nideyim sahn-ı çemen seyrini cananım yok" güfteli Hicaz Hümâyun nakış yürük semaisinin terennümünde, "Ah kurbânın olam yâr, dost" güfteli kısmında, hüviyet değişikliği yapılan seslere rastlıyoruz. Bu kısmın notası şöyledir:



Makamlarda Seyir,

Terennümün bu kısmında, Hicaz Hümayun çeşnisi bırakılmış, bugün musikimizde unutulmuş ve fakat o dönemde kullanılan Bahr-i Nazik makamının seyrine geçilmiş ve bu makamın kısa da olsa çeşnisi gösterilmek suretiyle geçkisi yapılmıştır.

b) Bu fıkrada konu edilen vazife değişikliğine gelince, bu durumda hüviyet değişikliği söz konuşu değildir. Geçkinin yapılması için ilgili sesin (perdenin) yüklendiği görevin kaldırılması ve lahnî yapı içinde başka bir sese verilmesi yeterli olacaktır.

Bu değişikliği bir örnekle açıklayalım:

Aynı aileden olan Hicaz makamı ile Uzzal makamının seyirlerinin yapıldığı sırada, Uzzalden Hicaza geçişte veya Hicazdan Uzzale geçişte güçlü perdeleri değişmekte, Uzzaldeki Hüseynî perdesi güçlü perdesi rolünü yitirmekte, buna karşılık, Nevâ perdesi Hicazda güçlü perdesi rolünü üzerine almaktadır. Bu görev değişikliği, ayrı bir makama geçişi sağlamakta ve geçki meydana gelmektedir.

Tanbûrî ve bestekar Refik Fersan'ın Hafif usulünde bestelediği Hicaz peşrevinin birinci hanesinden giriş kısmında, her iki makam defalarca birbiri ile değişmeler yapmışlardır.



Makamlarda Seyir,

(c) fıkrasında ise (a) ve (b) fıkralarında yapılan ses değişikliklerinin her ikisinin de meydana gelmesi durumu vardır. Geçki için lahnî yapı içinde bazı ses veya seslerin hüviyetlerini kaybederek, yeni bir hüviyet kazanmaları durumu ile beraber, bazı seslerin de vazife değişikliğine uğramış olmaları ile aldıkları ilave görevi yitirmeleri sonunda geçkinin yapıldığı görülür. Şu halde, bir makamın yapısı içinde kullanılan bir perde, hüviyetini değiştirerek yeni bir ses (perde) şekline girecek, diğer taraftan yine makamın güçlüsü de değişerek, başka bir makamın sesi de güçlü vazifesini üzerine alacaktır.

Bu tür bir geçkiyi bir örnekle açıklayalım:

Bestenigâr makamında, bu makamı teşkil eden Sabâ ve Irak makamları içinde, Sabâ makamının güçlüsü Çargâh, Irak makamının güçlüsü ise Dügâhtır. Bestenigarın çeşnisini meydana getiren seyir sırasında Bestenigar tamamlamak için, evvela Sabâ makamı icra olunur. Sabâ yeteri kadar gösterildikten sonra, Irak makamı seyri içine geçilir. Bu geçişte Sabâ makamında kullanılan Nim Hicaz (Re bakiye bemol) perdesi kaldırılır, Nevâ perdesi açılır. Bu suretle hüviyet değişikliği yapıldıktan sonra, güçlü perdesi olan Çargâh perdesinden de güçlü görevi kaldırılır ve Irak makamının Dügâh perdesine güçlülük görevi devir olunarak, Irak makamının karar perdesi olan Irak perdesinde karara varılır.



Makamlarda Seyir,

Meragalı Abdülkadir'in "Derviş reca-yi padişahi neküned" güfteli Bestenigar Nakış Yürük Semaisinde bu değişiklikleri çok açık bir şekilde görülür: Donanımda bulunan Sabâ bemolü geçkinin yapıldığı sırada hüviyetini değiştirerek Nevâya dönüşmüş ve yine güçlü olan Çargâh perdesi de güçlülüğünü yitirerek, Irak makamı seyri içinde Dügâh perdesi güçlü görevini yüklenerek Irak makamının seyri ile çeşnisi meydana getirilmiş, hem hüviyet hem de görev değişiklikleri yapılmıştır