Dadalğlu
DADALOĞLU..hayatı..eserleri..1

DADALOĞLU TÜRKMENLER'İN AVŞAR BOYUNDANDIR..

Dadaloğlu'nun, Türkmenlerden hangi boya ait olduğu uzun süre tartışma konusu olmuştur. Ali Rıza Yalman (Yalkın) onu Yörük Türkmenlerinden Karahacılı saymış, Oya Adalı da aynı yanlışlığı yaparak Dadaloğlu'nu yine Karahacılı oymağının Hocalı obasından göstermiştir. Bunlardan kaynaklanan diğer eserlerde de aynı yanlışlıklar tekrar edile gelmiştir. Bu arada Çukurova'da yaşayan bazı Türkmen boyları da onu kendilerinden saymışlardır.Oysa biz onun şiirlerine baktığımızda Türkmenlerin Avşar boyundan olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.







Kabaktepe asıl yurdum
Nadir Şah'tan gelir soyum
Koca-Nallı büyük dayım
Avşarlık'tan çıktı m'ola

*
Dadaloğlu'm oldum yetim
Nerde kaldı gök-kır atım
Melul olan aşiretim
Avşarlıktan bıktı m'ola
DADALOGLU'NUN HAYATI
Nadir Şah, İran Safevi Devletini ele geçirip hükümdar olan bir Avşar'dır. Burada Dadaloğlu'nun kendi tarihi hakkında bilgi sahibi olduğunu görüyoruz. Esasen bugün bile Avşarlardan kime sorulursa sorulsun Nadir Şah'ı tanımayan yoktur.
Yine bunun gibi, Avşar Kocaları'ndan öğrendiğimize göre Avşarlar, Asya'nın Sir-Derya bölgesinden İran Horasana gelmişler; oradan da ta Selçuklular zamanından itibaren on bir oymak halinde Anadolu'ya gelmişlerdir.
Tarihi gerçekler de bunu böyle gösterir.




On bir kişi Horasan'dan çıkanda
Ak sayaya yeşil düğme dikende
Çıkıp yücelerden engin bakanda
Yol alıp gidiyor göçü Avşar'ın

Burada on bir kişi, on bir obadır. Bunlar: Torun, Koca Nallı, Halil Paşa Oğlu, Deliler, İbrahim Bey, Türkmen Aliler, Kara Şeyhli vb. Recepli Avşarları'dır.
Ozanımız pek sevilen başka bir şiirinde de:




Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eler bizimdir
Arap atlar yakın eyler yırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
diye söylemiştir.
Onun şiirlerinde sık sık geçen Küçük Ali Oğlu, Ali Oğlu, Mıstık Paşa, Kozan Oğlu, Apalak, Avşarlarla iyice kaynaşmış beylerdir. Fırka-i İslâhiye hareketiyle bu beylerin dağılmaları, sürülmeleri ve idam edilmeleri Dadaloğlu'nu çok etkilemiştir.
Yine onun:




Bize haram oldu Çukurovalar
Şahin uçtu ıssız kaldı yuvalar
Türkmen kızı katarlamış mayalar
Bozuldu katarı, teli Avşar'ın

DADALOĞLU'M bu iş bize güç oldu
Osmanlı'dan altınımız tunç oldu
Gözü kanlı şahbazlarım nic'oldu
Ermedi çakmağa eli Avşar'ın

şiirinde Avşar'ı ne denli içten sevdiği, onlara yanmasından belli oluyor.

Düşünerek, duyarak söyleyen Dadaloğlu pek çok şiirinde Avşar'ı Avşar'ın eski günlerdeki yiğitliğini dile getirir:




Dadaloğlu'm der de, doğruyu sever
Her zaman koyağa mazımı yağar
Adamın aslanı Avşar'dan doğar
Gene yapar al çarpılı evleri

bir başka şiirinde de;

Der Dadal'ım der de davı bu davı
Gökte gövel turnam şahinin avı
Ne kadar methetsem Avşar'ın beyi
Yalman mızraklı eldir bu bize


Görüldüğü gibi ozan Avşar'ın bir parçası gibi konuşmakta, onları kendinden saymaktadır. Onun için diyoruz ki, Dadaloğlu Türkmenlerin Avşar boyundandır.
Dadaloğlu kimi yazarların iddialarının tersine belirli bir yere kapılanıp kalmamıştır.
Derler ki, Kozanoğlu, Dadaloğlu'nun Avşarlar'ı şiirlerinde övmesinden, onların yiğitliklerinden bahsetmesinden alınır. Bir gün ozanı huzuruna çağırıp onu bir hayli paylar. "Dadaloğlu bir daha şiirlerinde, türkülerinde Avşar'dan söz etmeyeceksin. Bu hususta bana söz vermelisin", der.
Dadaloğlu'da söz verir: "Bir daha şiirlerimde Avşar'ı katarsam avradım boş olsun", diye karşılık verir.
Aslında Kozanoğlu'nun kendisi de Avşar yeğenidir. Günler gelir geçer. Dadaloğlu dayanamaz. Avşarsız edemez. Bir gün eline sazı aldığı gibi:



Kaktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir



diye şiirini söylemeye başlar.
Meğer Kozanoğlu'nun casusu varmış. Durumu derhal kendine bildirir. Yeniden hiddetlenen Kozanoğlu; "Dadaloğlu hani şiirine Avşar'ı katmayacaktın? Avrat boşamıştın?" der. Dadaloğlu cevap verir: "Efemdim, Safiye'mden vazgeçerim, kafiyemden vaz geçmem" Bunun üzerine Kozanoğlu onu zindana attırır. Dadaloğlu'nun karısının adı Safiye imiş.
Dadaloğlu, Güney'deki Türkmen oymaklarının hepsi tarafından sevilmiş, sayılmış bir ozandır. Çünkü Türk geleneğinde halk ozanlarına karşı eskiden beri büyük sevgi vardır. Yaylada, obada nerede olursa olsun Dadaloğlu sazını omuzladığı gibi hangi çadıra varırsa varsın, hangi beyin huzuruna çıkarsa çıksın daima baş tacı edilmiştir.

DADALOĞLU GÖÇEBE BİR HALK OZANIDIR.

Dadaloğlu göçebe bir toplum içinden çıkmış, göçebe bir toplum içinde yaşamıştır. Buna karşın Ali Rıza Yalman onu "Aladağ'ın öz şairi " sayar. Taha Toros ise Türkmen Kocalarına dayanarak ozanın Kozan (Sis), Erzin, Payas yöresinde doğduğunu ileri sürer. Taha Toros, adı geçen eserinde Köyleri'nden (şimdiki Sarız ilçesinden) Amber Er'e (Eroğlu olacak) atfen: "Dadaloğlu şimdiki Ceyhan kazasına yakın Altıgöz Bekirli köyündendir" der.
Gerçekte ise Dadaloğlu bazı yıllar Altıgöz Bekirli köyünün şimdiki bulunduğu yerde kışlamıştır. Niketim durumu Amber Eroğlu'na, sorduğumuzda "Hayır çok zaman orada kışlarda, göçebenin köyü olmaz" diye anlatmıştır.
Altıngöz Bekirli köyü 1865 yılında Derviş ve Cevdet Paşaların iskanından sonra kurulmuştur. Dadaloğlu'nun yaşadığı zaman, Altıgöz Bekirli köyünün şimdiki halka da göçebe durumdaydı. Halen bu köy Türkmenlerin Cerit oymağındandır. Bu köyde Avşar yoktur.
Dadaloğlu'nun doğduğu yer hakkında kesin bir şey söylenemez. Göçebe Avşar oymağı kışın Çukurova'da yazın Toroslar'da, Uzun Yayla'da eğleşirdi. O nedenle Dadaloğlu'nun doğduğu yeri söyleyebilmek, kehanet olur.
Ozan Çukurova'da bir çadırda da doğmuş olabilir, yaylada ulu bir ağacın gölgesinde de… Ya da göç yolunda, dere kenarında, pınar başında…